Almanya,  Öneriler

Sıradışı Sokak: Kunsthofpassage

Der Kunsthof Dresden, ya da diğer adıyla Kunsthofpassage, Dresden’nin Neustadt bölgesinde Haus Görlitzer Caddesi’nden Alaun Caddesi’ne kadar uzanan bölgede yer alan bir sanat sokağı. 2001 yılında Dresden’li mimarlar Müller&Müller, Knerer&Lang, Heike Böttcher ve Meyer Bassin tarafından yapılan bu sokak, günümüzde pek çok ziyaretçinin Dresden’deki en gözde turistik cazibesi konumunda.

Kunsthofpassage aslında beş avluya ayrılan uzun bir pasajdan meydana geliyor. Her avlu bir sanatçının ya da mimarın sanatına ve sanat anlayışına göre şekillendirilmiş; yine sanatçının ya da mimarın verdiği isim ile anılıyor. Kunsthofpassage ‘daki bu beş avluda az önceki mimarların yanındad sanatçı olarak Viola Schöpe, Annette-Paul & Andre Tempel, Christoph Roßner ve Arendt Zwicker yer almış; avluda bulunan binaların dış cepheleri ise taşlara şekil veren sanatçılar Sandner ve Matz tarafından düzeltilmiş.

Kunsthofpassage ‘a girer girmez sanatçıların emekleri ve huzur verici bir sakinlik dikkat çekiyor. 2013 yılının Haziran ayında Bunte Republik Festival sırasında yaptığım gezide çevre çok kalabalık olmasına rağmen, sanat eserlerinden oluşan bu pasajın sevimli avlularında  sakin birkaç saat geçirmek; leziz bir kahve içmek tarif edilemez bir duyguydu. Kunsthofpassage ‘ın bir ucundan diğer kısmına yürümek fazla vaktinizi almıyor ama bu pasajdaki beş avluyu incelemek ve anlamak için zamana ihtiyacınız var.

DSC_7115

Elementler Avlusu:

Elementler avlusunda her cephesi bir elementi temsil eden farklı binalar bulunuyor. Örneğin mavi renkli cephesi ve pasajın en bilinen yapısı olan, Müzik Çalan Ev burada yer alıyor ve suyu, suyun berraklığını, duruluğunu ve her alanda ona olan ihtiyacımızı temsil ediyor. Avlunun batısında sarı cepheli bir bina yer alıyor ve bu binada ışığı temsil ediyor. Bu avlunun üç yaratıcı sanatçının, Arnette Paul, Christoph Rußner ve Andre Tempel’in St. Petersburg’a yaptığı gezinin ve orada tanıştıkları tuhaf bir mimarın izlerini taşıdığı söyleniyor. Özellikle gerçekten müzik çalan ev bir hayli tuhaftı. İlk gidişimde uzun saatler yağmur altında bir melodi beklediğim fakat anlam veremediğim bir tecrübe olmuştu benim için. İkinci gidişimde ise kendimi şartlandırdığımdan olsa gerek, biraz daha anlamlı gelmişti her şey. Yağmur yağdığında saçaklardan akan sular belli aralıklarla yapılan küçük havuzlara düşüyor; havuzlardan akan su farklı yollardan geçerken sesler çıkarıyor ve bu ritim bir süre sonra alışılagelmişin dışında bir melodi sunuyordu. Hava güneşli olduğunda ise sarı ev size çok güzel ışık oyunları oynuyor. Alüminyumdan duvarlarına bakmanız gözlerinizin şaşı beş olmasına yol açabilir. Burası ayrıca Kunsthofpassage içerisinde en bilinen ve en çok fotoğraf çekilen avlu olma özelliği taşıyor.

Panoramio – 

Işıklar Avlusu:

Bu avluda bulunan ve eski tarım makineleri üretilen bina üzerinde yapılabilecek en artistik dizayn için 1998 yılında bir yarışma düzenlenmiş. Yarışmanın sonucuna göre kazananlar belli olmuş, yani sanatçılar. Sanatçıyı yarışmayla seçmek; sanatına ne kadar değer verir bilmiyorum ama yarışma sonucuna göre Kunsthofpassage içerisine yer alan bu binaya iki adet balkon eklenmiş ve bu balkonlarda ışık oyunları, aksiyon tiyatroları sergilenmeye başlanmış. Buna ek olarak, binanın pek çok bölgesine metal aynalar konmuş ve güneşli günlerde doğal ışık oyunları sağlanmış.


Panoramio – barbara blue

Hayvanlar Avlusu:

Kunsthofpassage içerisinde en çok ilgimi çeken binalardan bir tanesiydi; özellikle binanın dış cephesindeki zürafa ve bir pencereden diğerine zıplayan maymunlar çok eğlenceli bir görüntü sunuyordu. Bina yeşil renkle boyanmış ve hayvan kabartmalarıyla süslenmiş. Balkonlar, doğal yaşamı sergilemek adına ağaçlarla kaplanmış ve üzerine şekillendirilen turnalarla gerçek kuşlar için de çekici bir hale getirilmiş.


Wikipedia – Kolossos

Fabl karakterleri Avlusu:

Viola Schöpe’nin hayat verdiği Kunsthofpassage ‘ın merkezinde yer alan bu hayali kahramanlar avlusu; dillere destan açık kahverengi binasıyla biliniyor. Sgraffito yöntemiyle duvarlarına desenler yapılan bu binada; mozaik işlemeli masal kahramanları yer alıyor. Güney cephede hayatın akışı sembolik olarak tasvir edilmiş. Bir arada varoluşun anlamı ve hayatın neden var olduğu bu bölümde anlatılmaya çalışılmış. Kuzey cephede ise astral yaşam ve yüksek enerjiye sahip olaylar üzerinde durulmuş. Kozmik elementlerin, yıldızların, kornetlerin hatta aşkın birlikte dünyayı kucakladığına ve bir arada tuttuğuna değinilmiş. Bu binayı anlamak için sanıyorum birkaç saat harcadım, tabiri caizse beynim durmuştu. Elimde Kunsthofpassage rehberi olmasaydı birkaç gün daha bakardım bu garip binaya.

Bu olağanüstü avlunun fikir ve eser sahibi Viola Schöpe; burayı ziyaret eden herkesin avluyu daha iyi anlamasını istemiş ve bu yüzden cepheler üzerindeki tüm eserlerine bir mitolojik bir de materyalist anlam yüklemiş. Schöpe avludaki 900 metrekarelik alana Portekiz, İtalya ve Polonya’dan getirdiği farklı parçalardan oluşan süsleri yerleştirmesiyle de Kunsthofpassage içinde ün salmış başarılı sanatçılardan biri.

Başkalaşım Avlusu:

Zıt renklerin ve birbirine orantısız biçimsel nesnelerin uyumuyla dizayn edilen bu avlu, Arend Zwicker ve Karl Heinz Löffer’in ortak bir çalışması. Ekip on beş metrelik iki sütunu altışar metrelik beş sütuna bölerek ve bunları birbirine orantısız bir şekilde bağlayarak avludaki binanın dış cephesinde farklı bir çalışma, adeta bir dikilitaş ortaya çıkarmışlar. Bu dikilitaş çelik bir çerçeveyle galvanize edilmiş ve bir gotik mimari örneği olan gargoyle tarzında şekillendirilmiştir. Bu avluyu bir de gece görmenizi tavsiye ederim, binadaki şekiller bir illüzyona dönüşüyor adeta. Duvarlardaki bitkilerin tırmanışına olanak sağlayan asmalar da farklı doğal bir hava katıyor.

Kunsthofpassage belli sınırları ve kuralları olmayan, tamamen özgürce gezebileceğiniz bir alan. Her mevsim ziyaret edebilirsiniz ancak farklı günlerde ve hava koşullarında ziyaret etmeniz size farklı görsel olanaklar sunabilir. Dresden seyahatlerinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerin arasına eklemeniz gerektiğini tekrar hatırlatmamda fayda var. Yeryüzünde eşi benzeri nadir görülen bu alanda vakit geçirmek ve sanat harikalarını izlemenin size her anlamda farklı bir bakış açısı katacağından şüpheniz olmasın.

Seyahat etmeyi ve yazmayı; deneyimlerimi başka insanlarla paylaşmayı seviyorum. Yaptığım her gezi ve yazdığım her yazı bilinmeyen soruların ve tutkulu deneyimlerin bir parçası.

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*