Gezi Yazıları,  Slovakya

Heykeller Şehri: Bratislava

Büyüleyici meydanlar, pastel sıcaklığında 18. Yüzyıl’dan kalma tarihi binalar, ortaçağdan günümüze uzanan kalenin gölgesi altındaki arnavut kaldırımlı dar sokaklar ve Tuna Nehri… Bratislava tüm görkemiyle sizi bekliyor.

Bratislava Orta Avrupa gezimizin 4. durağıydı. Budapeşte’den yaklaşık 1.5 saatte ulaştık bu sempatik şehre. Otobüsle ya da trenle de Budapeşte’den Bratislava’ya rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Küçük bir havaalanı var, Türkiye’den direk uçuş yok. Viyana ya da Budapeşte Havalimanı tercih edilebilir. Özellikle WizzAir’in 40€’luk İstanbul-Budapeşte uçuşları, Bratislava’ya ulaşmanızda kolaylık sağlayacaktır.

6 Milyon Nüfusu olan Slovakya’nın 500.000 nüfuslu başkenti Bratislava’ya öğle saatlerinde vardık. Bratislava’ya gelecek herkese ‘büyük beklentilerle gitmeyin, yoksa hayal kırıklığı yaşarsınız’ demek adet haline gelmiş olsa gerek, biz de buraya gelirken ısrarla ufak bir şehir olduğu vurgulandı. Gerçekten de öyle, ancak bu ufaklığa koskoca modern bir şehir sığdırmış Slovaklar. Avrupa’nın kalbi diye nitelendirilebilecek bir konumda; hatta dünyada 2 ülkeye sınırı olan bir başkentlerden biri, diğeri ise komşusu Viyana.

Bratislava, her ne kadar Viyana ve Budapeşte’nin gölgesinde kalmış olsa da, düzenli şehir yapısı ve tertemiz sokaklarıyla oldukça cana yakın. Sistemli bir ulaşım ağı var. Şehrin her noktasına tramvay ve otobüslerle ulaşabildiğiniz gibi, nehir yolu taşımacılığı da oldukça gelişmiş. Şehrin etrafındaki tüm köylere bot seferleri düzenliyorlar.

DSC_0624

Tuna Nehri‘nin kıyılarına kurulmuş bir başka kent Bratislava, aslında tam olarak Slav kökenli Avrupalıların yaşadığı bir geçiş bölgesinde konumlandırılmış, bir bakıma da biraz ortada kalmış bir şehir. Resmi dilleri Slovakça olmasına rağmen gerek Viyana’yla olan sıkı ilişkiler, gerekse de şehire gelen yoğun Germenler sayesinde Almanca da burada ikinci dil konumunda. AB’ye dahil ve Euro kullanıyorlar. Slovakların çoğu İngilizce bilmiyor ancak etrafta kolaylıkla Erasmus Öğrencisi bulabilir ve rahatlıkla tanışabilirsiniz. Bratislava tam bir gençlerle kaynaşma şehri. Genç nüfus çok yoğun ve çok fazla yabancı öğrenci var. Üniversiteleri, özellikle Comenius Üniversitesi bilimsel anlamda çok kaliteli.

Gezimize şu ana kadar diğer tüm Orta Avrupa şehirlerinde de olduğu gibi tarihi bir şehir merkezinden başladık – Staré Mesto. Bu bölgedeki barok tarzı yapılar ilk bakışta insanın içini ısıtıyor. Keskin hatlar ve olağanüstü süslemeler görülmeye değer. Bölge ve tüm ara sokakları sadece yayalara açık, bu da inanılmaz rahat bir yürüyüş sağlıyor. Bölgede kiliseleri görebilir veya dar sokaklardan yürüyüp tarihi Slovak binaları önünde fotoğraf çektirebilirsiniz. Bu bölgenin meydanı sayılabilecek konum ise Hlavné Námestie. Kafelerin meydana attığı masalara oturup Roland Çeşmesi’nden gelen suyun sesi eşliğinde zamanın akışını seyredebilir, ardından bölgenin kuzeydoğusundaki Şehir Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Bratislava denilince ilk akla gelen meşhur heykelleri. Bir rögar kapağından poz veren ve eski şehrin tekrar gün yüzüne çıkışını tasvir eden ‘Cumil’, etrafa gülümseyerek bakan ve şapkasıyla insanları selamlayan; sokaklara mutluluk getirmesi amacıyla eski bir palyaçonun oğlunu simgeleyen  ‘Schöner Naci’ ya da 1805’teki istilanın anılarını canlı tutmayı amaçlayan ‘Napolyon’ heykeli bunlardan en bilinenleri.  Heykeller şehir merkezinin hemen her yerine serpilmiş durumda ve keşfetmenizi bekliyor. Her birinin ayrı anlamı var, bunları gezerken Bratislava Heykeller Rehberi’ne göz atmanızda fayda var.

DSIC219

Hlavne Meydanı haricinde şehrin en bilinen diğer meydanı ise Hviezdoslav Meydanı. Burası tam bir Kültür-Sanat ve Alışveriş Merkezi olarak göze çarpıyor. Bu uzun meydanda Tarihi Slovak Ulusal Tiyatrosu’nda Opera, Bale ve Tiyatro gibi kültür sanat faaliyetlerine dahil olabileceğiniz gibi, önünde hatıra fotoğrafı da çekebilirsiniz; etkileyici bir yapı. Yine meydanda alışveriş yapabileceğiniz pek çok mağaza bulunuyor. Etraftaki restoranlar ve barlar da yine şehrin diğer kesimindeki mekanlara göre daha pahalı, ancak kalite olarak oldukça iyiler. Konsolosluklar da yine bu meydanda yer alıyor.

DSC_0605

İki meydanı ve bunları birbirine bağlayan tüm ara sokakları dolaşıp, doyasıya alışveriş yaptıktan sonra biraz da görülmesi gereken tarihi yapıları inceliyoruz. Bu bölgede görmeniz gereken yapıların başında St. Martin Katedrali geliyor. Bir hayli mütevazi olan 14. Yüzyıldan kalma bu katedralin görüntüsüne aldanmayın, çünkü burada tam 11 Avusturya-Macaristan Hükümdarı ve bir kraliçe ‘Maria Theresa’ taçlanmış. Her ne kadar Bratislava Kalesi’yle arasına Novy Most’a bağlanan otoyol girmiş olsa da, kilise tüm cazibesiyle ayakta. Katedralin hemen yakınlarındaki Yahudi Kültür Müzesi ve Tarihi Saatler Müzesi’ni de gezebilirsiniz. Eğer ailenizle birlikte gidiyorsanız ve küçük çocuklarınız varsa şiddetle Çocuk Sanat Galerisi olarak adlandırabileceğimiz Bibiana’yı geziniz. İçerisinde çocuklarınızın çılgına dönerek eğlenebileceği kuklalar ve oyuncaklar, sanat eserleri yer alıyor.

DSIC544

Bu bölgede gezmeniz gereken diğer önemli yapı ise Bratislava Kalesi (Bratislavský hrad). Kale,eski şehir merkezinin biraz dışında, ama yürünebilecek bir mesafede; tüm Bratislava’yı görebilecek panoramik bir tepeye konumlandırılmış. Bu kaleye çıkarak, tüm şehri tepeden izleyebilir ve bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Kaleye çıkan yollar da yine etkileyici. Olağanüstü Bratislava manzarası haricinde Slovenské Národné Múzeum Historické adlı bir de tarih müzesi var kalenin içinde. Dilerseniz burayı da ziyaret edebilisiniz.

DSC_0566

Biz kaleyi akşam saatlerinde ziyaret ettik. Bratislava’nın eski şehir bölgesi üzerindeki pastel renkler ve yorgun şehir ışıklandırması muhteşemdi. Yine Tuna Nehri üzerine kurulmuş olan Novy Most (Yeni Köprü) ve Ufo Gözlem Kulesi (Ufo Observation Deck) kaleden çok net görülebiliyordu. Kaleden yemek yemek için bir yerlere doğru giderken, surlardan aşağıya doğru indik ve kendimizi yine arnavut kaldırımlı ara sokaklardan birinde bulduk: hiç unutamadığım Beblavého Sokağı!

Beblavého Sokağı’nı ilginç kılan sıcak bir yaz akşamıydı belki de. Tüm gençlerin kaleden eski şehir merkezine doğru inen bu araç trafiğine kapalı sokakta yerlere oturmuş olması ve sokağı başlı başına bir bara çevirmiş olmalarıydı. Bu dar ve samimi sokakta bulunan birbirinden ilginç barlardan içkinizi alıp, yere oturup diğer gençlerle rahatlıkla kaynaşabilirsiniz. Zaten Slovaklar kadar cana yakın bir millet görmedim. Bratislava’da en keyif aldığım anlardan biriydi bu açık hava bar caddesi. Andy’s Drinking Gallery adlı bir Galeri Bar’dan biralarımızı alıp 1-2 saat dinlendik. Bar’da Andy kendi yaptığı resimleri satıyor aynı zamanda. Mutlaka bu sokağa uğrayın ve Andy’i bulun!

DSC_0639

Açık hava bar’da tanıştığımız Slovak dostlarımız, bize ‘budget eating’ konusunda bazı tavsiyeler verdi. Bu tavsiyelere göre şehirde uygun fiyata yemek yiyebileceğiniz restoranların başında St. Martin Kapısı’nın yakınlarındaki Prasna Basta geliyor. Bu ufak Pub-Restoran’ın yemekleri harika ve dost canlısı servis personelleri var. Yerel lezzetler gerçekten iyi servis ediliyor, zaten bu yüzden restoranda turistten çok yereller takılıyor. Arka tarafında keşfetmeniz gereken harika bir bahçesi var, eğer yer bulabilirseniz burada oturmanızı tavsiye ederim.Size önerebileceğim ve bizim tattığımız yemeklerin başında ise başlangıç olarak Cibuľačka ve ana yemek olarak ise Halušky geliyor. Cibuľačka Türkiye’de Leman Kültür’de bulabileceğiniz ekmek arası çorba; fakat soğan çorbası. Oldukça lezzetli ve inanılmaz yoğun bir kıvamı var. Başlı başına doyurucu bir çorba. Restoranda adı Prasna Cibuľačka olarak geçiyor. Şiddetle tavsiye ederim. Halušky ise, tipik bir Slovak yemeği olarak nitelendiriliyor. Biraz mantıyı andıran bu yemek, patatesli, peynirli ve köfteli olarak servis ediliyor. Bu önerdiğim iki yemek haricinde restoranda çeşit çeşit et ve sebze yemekleri de var. Yine fast-food tarzı yemekler de bulabilirsiniz.

DSC_0082

Yemeğimizi yedikten sonra havanın iyice kararması nedeniyle eğlenmeye gidiyoruz biraz. Bratislava’nın merkezde yer alan eğlence mekanları genellikle Hviezdoslav Meydanı  ve Venturska, Panska, Michalska, Sedlarska Sokakları’nda yer alıyor. Bizim için mekanların başını Nu Spirit Bar çekiyor. Canlı müzik olarak oldukça ilgimizi çeken bu bar (Blues, jazz); yer altında bir mahzeni andırıyor. Yerel gençlerin takıldığı ve pek çok çeşit birayı rahatlıkla bulabileceğiniz bir mekan olmasıyla da ön plana çıkıyor. Kokteyl içmek için Paparazzi Coctail Bar ya da Greenwich Pub tercih edilebilir. Destination Vodka Bar’da yine gençlerin uğrak noktası. Barlarla ilgilenmiyorsanız, Bratislava’nın en iyi kahvesini içebilirsiniz. Bunun için Prešporák’a gidin; Bratislava’nın en iyi kahvesi kesinlikle bu kafede! Hoş buraya bir kafe demek bence hakaret, çünkü burası başlı başına bir müze! Duvardaki antikalar, kitaplar, süslemeler olağanüstü. Çok ufak ve samimi bir kafe. Kahve sevmeyeni, müptelası yapar; dikkat edin.

DSIC565

Gece geç saatte kalacağımız hostel olan Downtown Backpacker’s Hostel’e varıyoruz. Hostel gerçekten ilham verici, tarihi bir binada yer alıyor. Arka kısmında hoş bir bahçesi, giriş katında sosyalleşmenizi fazlasıyla sağlayacak bir barı ve rahat geniş koltukları olan bir oturma alanı yer alıyor. Odalar oldukça ferah ve yataklar inanılmaz rahattı. Girişte dost canlısı personelin verdiği yerel shot ikramlarını kaçırmayın!

Sabah erken saatlerde hosteldeki kahvaltımızın ardından Viyana’ya doğru hareket etmeden önce Slavin Anıtı’nı ve Mavi Kilise’yi gezmeye gidiyoruz. Slavin Anıtı 2. Dünya Savaşı’nda düşen sovyetler ve liberalleşen Bratislava adına yapılmış bir anıt. Oldukça sakin bir bölge, huzur veriyor burası insana. Yine şehiri panoramik olarak izleyebileceğiniz romantik alanlara sahip.

Mavi Kilise; ya da tam adıyla Church of St. Elizabeth ise anıta uzak, eski şehir bölgesinin yakınında yer alıyor. Kiliseyi sona bırakmak planlarınızı alt üst edebilir, bu yüzden eski şehir bölgesini gezerken buraya da mutlaka uğrayın. Kilise adeta bir biblo gibi, masmavi rengi ve zarif dekoratif süslemeleriyle sizi bir süreliğine etkisinde bırakıyor. Tam bir Art Nouveau eseri. İçine girmeye vaktimiz olmadı ama dışı bile bu kadar büyüledi bizi.

Gezimizi kilisede tamamlayıp Viyana’ya doğru yola çıktık. Bratislava’da gezip görebileceğiniz daha bir çok önemli yer var. Özellikle komünist dönemden kalma yapıların olduğu ve nehirin diğer yakasında yer alan bölgeyi gezmenizi öneririm. Müzeleri ve Ulusal Sanat Galerileri’de ziyaret edilmeli. Bratislava gezinize çıkmadan önce de Bratislava Gezi Rehberi’ne göz atmanızı tavsiye ederim.

Günün birinde her şehiri unutacağım belki, ama Bratislava her zaman aklımda olacak.

Seyahat etmeyi ve yazmayı; deneyimlerimi başka insanlarla paylaşmayı seviyorum. Yaptığım her gezi ve yazdığım her yazı bilinmeyen soruların ve tutkulu deneyimlerin bir parçası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*