Almanya,  Gezi Yazıları,  Rehberler

Elbe’nin Aşkı: Dresden

Yeryüzünde hafızanıza kazınacak ve etkisinden kolay kolay çıkamayacağınız bir kaç şehir silüeti vardır. Paris, Roma, Amsterdam belki de Barcelona? Bunca popüler şehrin arasında mütevazi kalan Dresden‘in yeri ve önemi ise bambaşka. Öyle ki, bir çok ressamın gelerek  kulelerini, katedrallerini, saraylarını ve gösterişli binalarını resmettiği bu kent, Elbe’nin tam kalbinde yer alıyor…

DSC_0286

Frauenkirche

Almanya denilince akla ilk gelen şehir olan Berlin’e 2 saatlik bir mesafede yer alan Dresden, Almanya’nın Saksonya Eyaleti’nin başkenti. Elbe Nehri’nin tüm ihtişamıyla ortasından ayırdığı bu şehir, yüzyıllardır Almanya’nın endüstri ve kültür alanlarında ön plana çıkmış. 2. Dünya Savaşı’nda bir hayli bombalanan ve neredeyse tamamına yakını yerle bir olan şehri, Almanlar kısa bir sürede yeniden ayağa kaldırarak günümüze kadar ulaştırmışlardır.

Dresden’i bir turist gibi hızlıca gezmek için 2 ya da 3 gün yeterli olacaktır. Bir lokal tadında yaşamak içinse en az 1 haftaya ihtiyacınız var. Şehrin iki yakasında da sindirilmesi gereken yoğun bir tarih ve keşfedilmesi gereken onlarca mekan sizleri bekliyor.

Şehir hakkında 4 temel bilgiyi öğrenin:

  1. August the Strong ‘Güçlü Ağustos’ şehrin eski şehir kısmını planlayan ve bugünkü halininin temelini atan kraldır. O olmasaydı Dresden şu an hala bir köy olabilirdi.
  2. 13 Şubat 1945 gecesinden itibaren müttefikler 2 gün boyunca şehrin %75’ini bombalamış; 18bin asker ve sivilin ölümüne yol açmıştır.
  3. Savaştan sonra Dresden Doğu Almanya’nın bir parçası haline gelmiş ve komünist yönetim tarafından idare edilmiştir.
  4. 1989’da duvar yıkıldıktan sonra; şehir yeni hayatına başlamıştır. Bir çok bölge ve gri tarih yeniden renklendirilmiş ve bir çok tarihi kalıntı restore edilmiştir. Bugün hala daha Altsadt kısmında restorasyon çalışmalarına rastlayabilirsiniz.

Hava ve İklim

Dresden’i kışın tercih etmeyiniz. Oldukça soğuk ve hali hazırda gri olan bu şehri, solmuş ağaçlarıyla birlikte keşfetmek içinizi açmayacaktır. Bir de azgın Elbe’nin her an taşma ihtimali var, geçmiş yıllarda sıkça olduğu gibi. Bu gezinizi daha da zorlaştıracaktır.  Mayıs-Eylül ayları arasında Elbe’nin son durumunu da kontrol ederek gitmenizi tavsiye ederim. Dresden’e 2 kez seyahat etme fırsatım oldu, ilki Haziran ayında, tam da Elbe’nin taşıp manşetlerde yer aldığı haberlerden 2 hafta sonra şehir tam anlamıyla kendine gelemediği bir zamandaydı. O günlerde yer altı geçitleri suyla doluydu hala. İkincisi ise Ağustos ayının ortalarındaydı, inanılmaz güzel ılıktan sıcağa geçişte bir hava vardı.

Yeni başlayanlar için Dresden

Tarihle kavrulan Dresden ’de genç nüfusun da bir hayli yoğun olması nedeniyle yapılacak yüzlerce aktivite bulunuyor. Bunları sıralamadan önce şehri Altstadt ve Neustadt olmak üzere iki kısıma ayıracağım. İki gezimde de önce Altstadt, ardından Neustadt’ı gezdim; ve Altstadt’taki Jugendherberge’de konakladım. Siz eğer mümkünse Neustadt tarafındaki hostelleri, hatta mümkünse Lollis Homestay’i tercih ediniz.

Altstadt tam bir turist yaşam parkı. Restore edilmiş barok kiliseler ve saraylar, Elbe’nin kattığı doğal yemyeşil bir doğa, dünyanın en meşhur müzeleri ve doğu tarzı bir mimari. Her ne kadar güzel şeyler saysam da geceleri şehrin bu kısmının bir hayli sıkıcı olduğunu da belirtmekte fayda var.

Neustadt ise aslında iki kısma ayrılabilir. Station Neustadt kısmına Inner-Neustadt yani içeri yeni şehir diyecek olursak, bu kısımda sosyalist ev politikasının modern mimari ile kaynaştığı; gezip alışveriş yapabileceğiniz bir cadde yer alıyor: Hauptsraße. Königstraße’de yürümeye değer , çok artist bir cadde. Havalı tipler, güzel kızlar burada. Ama sadece gündüz, gece burada da pek bir şey yok.

Outer Neustadt ise lokallik adına herşeyin olduğu yer. İkinci el plak ve kaset satan dükkanların yanında sanat sokağı, sokağın etrafındaki antikacılar, bitişiğindeki marjinal barlar, yanlarında tatlı insanlar, ötede hosteller ve onlarında etrafında gece klüpleri. Şehrin kalbi burada atıyor. Bu civarlar savaş sırasında daha az bombalandığı için aslında her ne kadar buraya ‘Yeni Şehir’ deseler de, buradaki mimari ‘Eski Şehir’ kısmına göre daha eski.

Görülmesi Gereken Turistik Cazibeler

Şehir dışarıdan bakınca ufak görünüyor olabilir, ama yüzlerce yer var görülmesi gereken. Bunların başını tabii ki Altstadt bölgesinde yer alan; Zwinger ve Freuenkirche çekiyor.

Zwinger; tam bir barok panayır alanı,  almanların büyük yapılar yapma hastalığının mimariye dönüşmüş bir noktası. Eski kral August the Strong’un gösterişi ve zenginliği simgelemek istediği bu yapının inşaatı, kral öldükten sonra yarım kalmış ve 1 yüz yıl sonrasına kadar tamamlanmamış.  Daha sonra turistik açıdan çekici bir konumda oluşu, saray olarak kullanılmaya elverişliliği ve mimari özellikleri sayesinde bir müze kompleksine dönüştürülmüş. Yapıların yanından geçip onların sizi büyülemesine şahit olabilirsiniz burada. Barok Dönemi yapılarını her zaman çok sevmişimdir. Fakat buradakilere bayıldım. Oldukça süslü ve gösterişli yapılar, heykeller bulunuyor. Zwinger’ın kuzey batı tarafındaki merdivenleri kullanarak kralın balkonuna çıkabilirsiniz. Bu bölgede gezinirken Peri’nin Banyosu’na (Nymph’s Bath) ulaşabilirsiniz. Bir çok turist bu alanı bilmiyor, fakat bulabilirseniz burada bir nikah törenine rastlayabilir ya da dilek dileyebilirsiniz. Buradaki müzeler çok sıkıcı, sakın girmeyin.

DSC_0021

Zwinger

Zwinger’dan çıkıp Elbe’ye doğru yürüdüğünüzde Theater Platz’a geliyorsunuz. Burada bir soluklanıp etrafa bakın. Muhteşem yapılar ruhunuzun derinliklerine kadar işleyecek. Solunuzda Opera Binası, sağınızda Kale (Schloss Dresden) ve hemen yanında Yeşil Kubbe (Grünes Gewölbe). Bu bölgede öğlen saatlerinde güneş Zwinger tarafındayken olağanüstü fotoğraflar çekebilirsiniz. Yine Yeşil Kubbe’ye bilet alarak girerek şehre ait tüm mücevherleri inceleyebilirsiniz. Ayrıca  Opera Binası’nı ziyaret edebilir ve binanın neden 3-4 kere yerle bir olup, yeniden yapıldığını dinleyebilirsiniz.

Fürstenzug; bu bölgede görmeniz göreken en önemli eser olarak dikkat çekiyor. Porselenden yapılmış dünyanın en büyük mozaik resmi! Fürstenzug, 23bin parça Meissner porseleninden oluşuyor ve 1127 ve 1904 yılları arasında Saksonya Krallığı’nı yöneten kralları, lordları ve dükü tasvir ediyor. Bu resimde ilginizi çekecek pek çok şey olacaktır; örneğin kıyafetlerin değişimi; yaşam stilleri; ulaşım araçları, silahlar vb. Benim ise dikkatimi çeken tüm bu resimde sadece bir tane kadın oluşuydu; o da bir çocuk grubunun arasında kalmış bir kadın.

DSC_0271

Brühlsche Terrasse; Avrupa’nın balkonu; gündoğumunda Elbe’ye karşı sevdiğinizle öpüşmek için bire bir. 500 metre uzunluğunda; 18. Yüzyılda önemini kaybeden rönesans döneminden kalma askeri kalenin üzerine inşa edilmiş olan bu yapı; belki de şehrin en eski simgelerinden biri. Merdivenleri çıkıp bu balkona ulaştığınızda ağaçlarla hıncahınç dolmuş bir gölgelikten yürüyeceksiniz. Balkonun sonunda ise kaleye doğru inen uzun merdivenler var. Burası geceleri gelip romantik dakikalar yaşayabileceğiniz bir yer olduğu gibi; turistlerden kaçıp rahat bir nefes almak için de soluklanacağınız güzel bir alan. Elbe’nin çoşkusunu da balkondan izlemeyi ihmal etmeyin.

DSC_0458

Frauenkirche; şehrin en çok yara alan kilisesi. İkinci dünya savaşında tamamen yerle bir olmuş; taş taş üstünde kalmamış. Uzun yıllar yıkıntılar anı olarak bölgede el değmeden korunsa da; sağlam olan 3,539 taş ve bunlara yeni eklenen taşlarla (kiliseye bakınca görebileceğiniz açık renkli taşlar) birlikte kilise yeniden orijinal planına sadık kalınarak onarılmış ve 2005 yılında yeniden açılmış. Lokaller ne kadar bunun bir Disneyland ürünü olduğunu söylese de, yapımı tam tamına 180 milyon dolara mal olmuş. Dolayısıyla kilisenin tepesine çıkmak 5€, içeriye giriş ise ücretsiz. Hava ne kadar sıcak olursa olsun kilisenin içi oldukça serin. Yorulunca gelip dinlenebileceğiniz güzel bir alan.

Bunlar haricinde Altsadt bölgesinde gezilecek çok yer var; bunlardan bazıları Modern Sanatlar Akademisi; Groser Bahçesi; Hygiene Museum ve Albertinum.

Augustus Brücke ya da Carola Brücke’den nehrin diğer yakasına geçtiğinizde Inner-Neustadt kısmına ulaşacaksınız. Burada görülmesi gereken turistik cazibeler ise şunlar;

Goldener Rieter: Dresdenliler daima şehir ve şehirdeki Barok yapılar için August the Strong’a şükürlerini sunmuşlar. Fakat bunu bir de kalıcı bir yolla dile getirmek istemişler. İşte bu Altın Süvari; tam olarak August the Strong’u temsil ediyor. Dikkat etmeniz gereken nokta; August’un atını yıllar önce fethetmeyi çok istediği Polonya’ya doğru yöneltmiş oluşu.

DSC_0315

Albertplatz: Neustadt’ın en işlek noktası, 1883-1894 yılından kalma ‘Fırtınalı Dalgalar’ isimli fişkiyeleriyle meşhur. Sovyetler Dresden’i ele geçirdiğinde buraya kendi anıtlarını dikmişler. 1994’te ise yeniden fişkiyeler yenilenerek gelmiş. Bunların tam karşısında ‘Sessiz Su’ fişkiyeleri de var. Bu kadar işlek bir meydanda herhangi bir fişkiyenin karşısına geçerek sesin tüm trafiğin gürültüsünü basıtrdığını farkedebilirsiniz. Alan çok iyi ağaçlandırılmış ve sesten izole edilmiş durumda. Melih Gökçek görse hayran kalır bu fişkiyelere(!).

Martin Luther-Platz:  Hemen yanındaki Martin Luther Kilisesi’yle meşhur bu alan aslında.  Kilisenin altında ufak, gizli ve sakin bir alan. Kilisenin olduğu bölge hareketli Neustadt’ın da başlangıcı olan bu bölgede lokallerin takıldığı pek çok bar ve cafe bulabilirsiniz.

Kunsthofpassage: Müzik çalan ev – Youtube’a yazıp dakikalarca ne olduğunu anlamaya çalıştığınızı hatırlar gibisiniz, eminim. İşte bu ev, Dresden’de, Neustadt’ta ve Sanat Pasajı’nda yer alıyor. Bölgedeki pek çok ev koyu ve gri olmasına rağmen bu sokak rengarenk. 90’lı yıllarda sihirli bir pasaja dönen alan; bugün pek çok turistin Dresden’i ziyaret etmesine olanak sağlıyor. Elementler, Işık, Fabl, Başkalaşım ve Hayvanlar olmak üzere deneyimli artistler tarafından hazırlanmış beş bölümü var bu pasajın. Buraya giderek sokaktaki detayları bir bir inceleyebilir ya da özellikle bir yağmurlu günde su borularıyla müzik çalan evi ziyaret edebilirsiniz. Sınır yok, engel yok ve giriş ücreti yok. Burası hala bir sokak, ama en özelinden.

Elbwiesen: Dresden’deyseniz ve Neustadt tarafındaysanız; kesinlikle yapacağınız en güzel eylem ‘keyif’. Elbe nehri kıyısında upuzun bir sahil şeridi var Neustadt’ın. Buraya Elbwiesen diyorlar. 19 mil uzunluğundaki bu alanda yürüyüşe çıkabilir; güneşli bir günde gelip güneşlenerek sahilde kitabınızı okuyabilir ya da grilinizi alarak burada mangal yapabilirsiniz. Temmuz ve Ağustos aylarında her gece açık hava festivalleri oluyor burada, kaçırmayın. Sevdiğiniz grupları dinleyebilir ya da sevdiğiniz filmleri açık havada izleyebilirsiniz. Ve en önemlisi, bilet almanıza gerek yok. Bu bölgede bir de çok uzun bir bisiklet yolu var. Bisiklet kiralayarak burada turlayabilirsiniz.

Dresden_Elbe__2327_RET

Panoramic view of Dresden at night ©Deutsche Zentrale für Tourismus e.V. (Keute, Jochen)

Dresden’de Ne Yenir, Ne İçilir?

Almanya denilince akla ‘Sosis’ geliyor elbette. Currywurst ya da Bratwurst Almanya’nın genelinde çok popüler. Fakat Saksonya’nın Thüringen’a olan yakınlığı nedeniyle Dresden’da çok kalitelisini yiyebilirsiniz. Burada bir de özel bir dükkan var;

Curry 24: Altstadt kısmında ve Postplatz yakınlarında yer alıyor. Dünyanın en acı sosislerini yaptıklarını iddia ediyorlar – gerçekten de öyle! Eğer acıyla aranız iyiyse ve Almanlar’ın meşhur sosislerini tatmak istiyorsanız sloganı ‘Süt nerede?’ olan bu dükkana gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. ‘Biz adanalıyık, acı bize goymaz’ diyorsanız bir de ‘Da Bomb Final Answer’ sosisini deneyin. Tokat niteliğinde bir cevap olacaktır size.

Weisse Gasse: Burası Altstadt’ın yemek sokağıdır. E tabi bunca turisti birilerinin beslemesi gerekiyor. Bu bölgede Hindistan’dan, İspanya’ya; Meksika’dan Avustralya’ya tüm dünya yemeklerini tadabileceğiniz restoranlar var – McDonald’s hariç!

Brennesel: Eğer vegansanız sizin için de birşeyler önerebilirim. Burası aslında ‘Neredeyse’ bir vegan restoranı. Müzik Akademisi’nin hemen yanında olması nedeniyle öğle saatlerinde kalabalık olsa da, genel olarak lezzetli yemekleri var. Çorbalarını tavsiye ederim özellikle çikolatalı olanı. Neredeyse dememin nedeniyse, tek bir et yemeği satıyor oluşları.

Eğer Neustadt kısmındaysanız yemek konusunda daha şanslısınız. Hem ucuz hem daha lezzetli yemekler bulabilirsiniz bu bölümde;

Raskolnikoff: Dresden’in Neustadt bölgesinde yer alan eski restoranlarından biri. Hatta buraya bir kafe demek daha doğru olur. Ufak, eski ve gösterişsiz bir bina. Sahibi olabildiğince burayı ilk aldığı halinde tutmaya çalıştığından kaynaklanıyor bu görünüm. Buraya gelerek lezzetli yerel yemeklerden sipariş edebilir ve dışarıya oturarak camdan içerideki aşçının yemeğinizi nasıl hazırladığını izleyebilirsiniz. Yemeğiniz bittiğinde bar kısmına geçerek lezzetli şaraplardan, viskilerden ya da vodkalardan tadabilirsiniz. Yaz aylarında gittiyseniz, arka taraftaki bahçede keyif yapmayı da unutmayın.

Evas Pizza: Hadi ama, benden elit restoranlar beklemiyorsunuz değil mi? İtalyan pizzası meşhur, peki alman pizzasını denediniz mi? Bu ufak pizzacı size onlarca seçenek arasından ucuz ve lezzetli pizzalar sunuyor. 30cm’likbir pizzayı 4€’ya yiyebilirsiniz. İnanılmaz doyurucu ve ucuz. Mekan Alaunpark’a çok yakın, pizzanınızı ve içeceğinizi alıp lokaller gibi burada lezzetle yiyebilirsiniz.

Die Berlemacher: Bu mekanın sahipleri Dresden’de gördüğüm en tatlı insanlar! Bu, tabiri caizse;  peynir dükkanı’nda, peynir hakkında size bildikleri herşeyi sıkılmadan anlatacak bir aile var. Dükkanın adı ‘İnci Üreticileri’ anlamına geliyor; ürettikleri peynirin de inci kadar değerli olduğunu söylüyorlar. Gerçekten öyle olmalı ki kendi ürettikleri sert peynir toplarının methi sınırları aşmış. Buraya gelerek güzel bir şarap eşliğinde lezzetli peynir tabaklarından yiyebilir ya da hediyelik peynirler alabilirsiniz.

Dürüm Haus: Şu Çılgın Türkler! Dresden’de buraya gelerek bizimkilerin çılgınca aldıkları siparişleri, hazırladıkları lezzzetli alman dönerlerini ve oryantel müzikleri keşfedebilirsiniz. Bir saat içerisinde yüzden fazla dürüm yapıyorlar, çok ciddiyim. Mekanın iki katlı Anadolu esintileri taşıyan harika bir binaları var. Yaptıkları yemekleriyle de ödül aldığını belirtmek gerekiyor.

Kaffe Komisch: ‘I scream, you scream, we all scream for an ice cream!’ mottosuyla yola çıkan bu küçük kafe; yaz aylarında Neustadt lokallerine enfes dondurmalar sunuyor. Uzun kuyrukların sizi bu leziz dondurmadan alıkoymasına izin vermeyin, bekleyin ve sıcak bir yaz gününün tadını çıkarın.

Dresden’de Alışveriş, Ne alınır?

Bana kalırsa hediyelik eşya dükkanlarını unutun. Tüm turistik cazibelerin yakınında bunlardan tonlarca var; ve size anında Meissen Porseleni satmaya çalışacaklar. Hadi allah aşkına, porseleni napacaksınız yahu? Hem pahalı hem de işe yaramaz. Bence bir süpermarkete gidip eski, tipik alman ürünlerini almak daha keyifli. Örneğin Bautzner Senf (hardal), Bambina ya da Knusperflocken (Çikolata), Fassbrause (Limonata) ve Dresden Stollen (Pasta) ha bir de F6 (Sigara) Dresden’e özgü, lokal ürünler. Siz yine de Porselen ya da Tekstil diyorsanız Altstadt kısmında Prager Caddesi tüm ihtiyacınızı karşılayacaktır.

Alternatif alışveriş için ise Neustadt kısmına gidin. Burada Stetzscher Caddesi üzerinde yer alan Trödelhalle’yi bulun. Burası tam bir ikinci el deposu. Hatta çatısı olan bir bit pazarı da diyebiliriz. Burada aklınıza gelemeyecek harikalıkta ikinci el plaklar, antikalar ve vintage kıyafetler bulabilirsiniz. Fiyatları sorup şok olduktan sonra satıcıya sarılmayı unutmayın.

Kıyafet konusunda bir diğer önerim ise Tranquillo. Yeryüzünde her şeyden bir tane üreten tek bir dükkan. Aldığınız bir ürünün bir benzerini yeryüzünde başka kimsede göremeyeceksiniz. Pişti olma derdine son!

Dresden’de Eğlence ve Gece Hayatı:

Dresden; özellikle Neustadt bölgesi, eğlence konusunda oldukça fazla seçenek sunuyor. Öncelikle her yıl haziran aylarında düzenlenen sokak festivali; Bunte Republik Feste değinmek lazım. Siz de benim gibi Dresden’e bu tarihlerde gidiyorsanız sakın kaçırmayın. Beyoğlu’nun ara sokaklarını düşünün, tarihi binalar, yerleşimler. Bu sokakların 2 gün boyunca trafiğe kapatıldığını; her binanın, dairenin bir club olduğunu; balkonlarda dj’ler;sokaklarda insanlar olduğunu ve insanların özgürce eğlendiğini hayal edin. İşte Renkler Cumhuriyeti! Festival 2 gün boyunca gece gündüz devam ediyor ve her gönle hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Her sokak, her köşe başı apayrı bir eğlence diyarı. Her yer stand ve bar kaynıyor. Evinden içkisini alıp gelen bar kuruyor, müzik çalıyor ve içkisini satıyor. Her daire ise bir gece klübü. Rastgele bir binaya ve bir daireye girip sabaha kadar tanımadığınız insanlarla eğlenebilirsiniz. Çılgın bir festival, kaçırmayın. Bu sene 13 Haziran’da yine var!

DSC_0403

Festival haricinde Neustadt bölgesinde eğlenmek için çok fazla alternatif var. Eğer kendi halinde ve marjinal tarzda mekanlar; punk ve rock müzikler tercihinizse Ostpol ve Trotzdem Bar’ları tavsiye ederim. Ama bence;

Big Lebowski’yegidin. Ahbap burada! Tüm barlar kapandığında ve hala biraya susuz olduğunuzda tek seçeneğiniz Lebowski, her zaman açık. Yalnız klostrofobi hastaları dikkat etsin; çünkü mekan tam anlamıyla dolu olduğunda kendinizi dar bir tünelde hissedebilirsiniz. Paniğe son vermek için; Ahbap’ın filmini ekranlarda izleyebilirsiniz. Yalnız gece geç saatte mekanda çok fazla sarhoş olabiliyor, ona da dikkat ediverin.

Blue Note: Viski ve jazz müzik, ilginizi çekti mi? O zaman sizi bu meşhur jazz ve blues gruplarının posterleriyle donatılmış mekana alalım. Neredeyse her gün canlı müzik olduğu için içeriye giriş genellikle 5 Euro. Barmenler dost canlısı ve size hemen meşhur ev yapımı içecekleri olan ‘Saurus’  öneriyorlar. Karamelli bir tadı var, lezzetli.

Citybeach: Dresden’in Karayipleri. Geniş şezlonglarda rahatlayıp lezzetli kokteylleri tadabileceğiniz harika bir mekan. Plaj voleybolu bile oynayabilirsiniz burada.

Fahrgarten: Elbe Nehri üzerinde pek çok bot-feribot bulunuyor. Bunlardan çoğu günlük tur için kullanılsa da Fahrgarten, cafe/bar olarak hizmet veriyor. 50’lik biranın 3€ olduğu bu feribotta Elbe Nehri’nin mis gibi kokusunu ciğerlerinize doldurabilirsiniz.

Bautzner Tor: Burası tam bir alkol enstitüsü ve Doğu Almanya Bar’ı. Neustadt civarında üretilen lezzetli yerel biraları tadabileceğiniz harika bir lokal bar. Bio Neustadt Hell (2,60€) ve Lenins Hemp Beer (€3,10) benim tattığım, lezzetine doyum olmayan iki bira. Bar’ın mutfağında harika ve ucuz yemekler de pişiyor. Neustadt’ın azcık dışında kalan bu barı Hoyerswerdaer Caddesi üzerinde bulabilirsiniz.

Dresden Hakkında Hayat Kurtaran İpuçları

  • Tüm tramvay, otobüs ve trenler için aynı bileti kullanabilirsiniz. Fakat Tramvay ve S-Bahn’ı karıştırmayın.
  • Şehirdeki tüm sarı makinelerden toplu taşıma için bilet alabilirsiniz. Tramvayın içinde sadece bozuk para kabul eden makineler var, oradan bilet alabilirsiniz. Otobüse binerken de yine şöförden biletinizi alabilirsiniz. Eğer tramvayın içinden ya da otobüs şöföründen bileti aldıysanız oturup yolculuğun tadını çıkarabilirsiniz. Eğer dışarıdaki sarı makinelerden aldıysanız; tramvay ya da otobüste bunu makinelerden damgalatmanız gerekiyor. S-Bahn içinse binmeden önce dışarıda aynı işlemi yapmalısınız.
  • Tek bir bilet 2€ ve bir saat geçerli. Günlük bilet 5€, tavsiye ederim.
  • Müzelerin neredeyse tamamı Pazartesi günleri kapalı.
  • Pazar günleri tüm Süpermarketler kapalı. Sadece Neustadt Tren İstasyonu ve Ana İstasyon’da temel ihtiyaçlarınızı karşılayacak marketler bulabilirsiniz.
  • Şehrin neredeyse tüm önemli alanlarında ücretsiz Wifi bulunuyor.
  • Cuma ve Cumartes igünleri Saksonya Eyaleti’nde Kiosklar’da akşam 22:00’dan sonra alkol satışı yasak. Hafta içi ise gece 2’ye kadar alabilirsiniz.
  • Neustadt bölgesinde çok fazla eylem olabiliyor. Özellike Şubat aylarında Neo-Nazi yanlısı eylemlere denk gelebilirsiniz. Dikkatli olunuz.
  • Dresden’den trenle doğrudan Prag’a geçebilirsiniz, 2 saat.

DSC_0260

Dresden, Almanya’da gezdiğim en güzel şehirlerden biriydi; ve Doğu Almanya konusunda tüm önyargılarımı da kıran bir şehir oldu. Tüm bulanıklığına ve soğukluğuna rağmen Dresden’le ilgili hep güzel şeyler hatırlıyorum, ve buna devam edeceğim. Fırsatınız varsa ve Almanya’da gezmek istiyorsanız, Dresden’i Berlin ile birlikte ilk sıraya koymanızı tavsiye ederim.

 

Seyahat etmeyi ve yazmayı; deneyimlerimi başka insanlarla paylaşmayı seviyorum. Yaptığım her gezi ve yazdığım her yazı bilinmeyen soruların ve tutkulu deneyimlerin bir parçası.

Bir yorum

  • tuğba

    merhabalar Dresden e prag dan geçeceğim ama yol üstünde Terezin’e de uğramak istiyorum. Dresten e giderken veya oradan Prag a dönerken Terezin’e ulaşımı nasıl sağlayabilirim, bir fikriniz var mı? Teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*