Gezi Yazıları,  Türkiye

Aizanoi

Bu sefer size çok popüler bir sahil kasabasını ya da çok bilindik bir şehiri anlatmayacağım, bu sefer biraz farklı. Klasik tatil rotalarının üzerinde olmayışı nedeniyle oldukça kimsesiz kalmış ama olağanüstü bir yer. Rota: Aizanoi!

Eskişehir’de öyle güzel bir hava vardı ki, sanki şehir uzun zamandır hayalini kurduğumuz Aizanoi gezimizi kutluyordu. Tertemiz bir güneş ve kışa nispeten ılık bir hava. Yol arkadaşlarım Sinem ve Ali yanımda; sandviçler ellerimizde düştük Çavdarhisar yollarına.

Yaklaşık 1 saat 30 dakika süren keyifli yolculuğumuzun ardından Aizanoi Antik Kenti’nin bağlı bulunduğu Çavdarhisar Köyü’ne vardık. Köye girdikten sonra tabelaları takip ederek 2 kilometre sonunda antik kente nihayet ulaştık.

Kütahya’nın 50 kilometre güneyinde, Uşak- İzmir kara yolu üzerinde bulunuyor bu kent. Kentte yapılan kazılara göre tarihi M.Ö. 3000’li yıllara kadar dayanıyor. Efes, Bergama, Side gibi kentlerle çağdaş olan Aizanoi, Penkalas yani bugünkü adıyla Kocaçay ırmağının iki yakasına kurulmuştur. Bugün Çavdarhisar halkı çayın bir yanında, kent ise diğer yanında kalmış.

Aizanoi Antik Kenti’nin adının; Penkalas ırmağının yukarı kesiminde, tanrıça Meter Steunene’nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigyalıların su perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden ortaya çıktığı sanılan ‘Azan’ isimli mitolojik kahramandan geldiği sanılıyor. Aizanoi aynı zamanda Frigyalılar’a bağlı yaşayan Aizanitis’lerin ana yerleşim yeriymiş. Helenistik dönemde, bu bölge değişimli olarak Bergama’ya ve Bithinya’ya bağlı iken M.Ö. 133’te Roma Egemenliği’ne girmiş. Roma İmparatorluk döneminde ise; tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde bölge baya ünlü olmuş. Ertuğrul Gazi döneminde ise Söğüt’ten gelen Çavdar boylarının sayesinde burası artık Çavdarhisar olarak anılıyor.

DSC_0512
Fotoğraf 1: Aizanoi Kenti Roma İmparatorluğu’na ev sahipliği yapmış bir kent.

Bu güzel kenti ne yazik ki biz Türkler yıllar boyunca keşfedemeyince; burayı ilk kez 1824 yılında Türkiye’mizi karış karış gezen Avrupalı gezginler keşfetmiş ve 1925 yılından itibaren de Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından araştırılmış. Yani kendi sınırlarımız içerisinde, başkalarının keşfettiği ve ortaya çıkardığı bir başka antik kent daha. O günden bugüne yapılan çalışmalarda ise ortaya çıkan eserlerin çoğu Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait.

Yine daldım tarihi bilgilere; ilginç öyküler, seviyorum. Herneyse, Çavdarhisar’a geldikten sonra sağa dönüp Aizanoi’ye doğru giderken önce I.Roma Köprüsü’nden geçmek durumundasınız. Köprüyü geçmeden hemen sağ tarafta ise Mozaikli Hamam bulunuyor. Hamam köy evlerinin arasında kalmış ve ayrıca kapalı gibi görünebilir, fakat değil. Orada bir iki tur attığınızda yöre halkı gelip sizin için kapıyı açıyor. Hamam içerisinde Satyr ve Menad betimli bir mozaik taban var.

I. Roma Köprüsü’nden geçip Zeus Tapınağı’na doğru ilerlerken insan kendini çok tuhaf hissediyor. M.S. 157 yılından kalma sapasağlam bir köprü üzerinden geçmek herkese nasip olmuyor çünkü. Koskocaman bir tarihi üzerinden bir o yakaya bir bu yakaya taşımış bir köprü, ve hala taşımaya devam ediyor. Aslında şehirde bunun gibi 5 adet daha köprü var ancak bunlardan sadece 2 tanesi günümüze kadar ulaşabilmiş. Bu yüzden köprülerin değeri daha da artıyor.

DSC_0579
Fotoğraf 2: Yıllardır sapasağlam ayakta duran ve üzerinden hala araçla geçiş yapılabilen I. Roma Köprüsü.
DSC_0578
Fotoğraf 3: Tarımla uğraşan halk; yaşadıkları şehirden tarım alanlarına ulaşabilmek için bu köprüyü güvenle kullanıyor.

Köprüyü geçtikten biraz sonra Zeus Tapınağı tüm heybetiyle sizi sol tarafta karşılıyor. Tapınağın hemen dibine arabanızı parkedebilirsiniz. Hemen belirtmeliyim ki buraya giriş ücretli, kişi başı Tam 5 TL, öğrenci 3 TL, Müzekart geçerli. Tapınak sadece 1 güvenlik görevlisi tarafından korunuyor. Fakat kendisi bugüne kadar gördüğümüz en ilgili, en bilgili müze yetkililerinden biriydi bence. Yıllardır ilk kez ziyaretçi görmüş gibi bir hali vardı. Bize hem tapınak, hem de kent hakkında gereğinden fazla bilgi ve broşür vererek gönlümüzü fethetti.

DSC_0436
Fotoğraf 4: Aizanoi Kenti’ndeki Zeus Tapınağı şehre girer girmez heybetiyle sizi karşılıyor. Tapınak Şehri’n simgesi. Ayrıca bu tapınak günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlıklı Zeus Tapınağı olma özelliği taşıyor.

Zeus Tapınağı M.S. 51 yılında yapılmış; o gün bugündür yeryüzünde en iyi korunan ve bugüne kadar en sağlam duran tapınak olma özelliğini taşıyor. Dünyada başka bir benzeri yok dikkatinizi çekerim. Görünce bi şaşırıyorsunuz; bu kadar deprem bu kadar yıl nasıl dayanmış diye. Etrafında dolaşırken tapınak boyunca çeşitli yazıtlara rastlamak mümkün. Ayrıca yazıtların üzerinde savaşları anlatan bir takım figürlerde görebilirsiniz. O dönemlerde artık hangi savaşlar olduysa adamlar üşenmemiş hepsini çizmiş duvarlara.

Tapınağın kısa yanında 8, uzun yanında ise 15 İon Sütunu bulunmaktadır. Hepsi bir düzen içerisinde ve oldukça estetik bir şekilde hala sapasağlam ayakta duruyor. Yalnız tabi dikkatlice bakınca bunların zaman zaman onarıldığını da görebilirsiniz. Ayrıca yine etrafta yapılan kazı çalışmalarında pek çok yıkılmış sütunları görebilmek mümkün. Belki bunları da zamanla onarıp yeniden ayağa kaldırarak bambaşka bir görüntü ortaya çıkarabilirler. Tapınak çevresinde ayrıca hala devam eden kazı çalışmaları var. Bu çalışmalarda bulunan eserler ise daha güvenli bir alanda koruma altına alınmış bir biçimde sergileniyor.

DSC_0524
Fotoğraf 5: Kazı çalışmalarında çıkarılan eserlerden bazıları Zeus Tapınağı’nın hemen yanında sergileniyor. (1)
DSC_0530
Fotoğraf 6: Kazı çalışmalarında çıkarılan eserlerden bazıları Zeus Tapınağı’nın hemen yanında sergileniyor. (2)

Bu tapınağın bir diğer en önemli özelliği, Roma Dönemi’ndeki mimarlık sanatında pek alışagelmiş olmayan bir alt yapıya da sahip oluşu. Bu alt yapının kehanet yeri veya depo işlevini gördüğü sanılıyormuş. Öve öve bitiremedi görevli bu depoyu. Gerçekten de övdüğü kadar güzeldi ama. Oldukça geniş bir alan olan bu yapının tavanında direk dışarıya açılan bir hayli büyük pencereler mevcut. Yapı iyi korunmuş durumda ve içerisinde oldukça güzel fotoğraflar çekilebiliyor.

DSC_0449
Fotoğraf 7: Kehanet yeri işlevi de gören; Zeus Tapınağı’nın alt bölümündeki depo.
DSC_0451
Fotoğraf 8: Oldukça geniş bir alana yayılan bu bölümde büyük pencereler sayesinde yaz aylarında bile oldukça serin bir hava oluyor.
DSC_0461
Fotoğraf 9: Depo içerisinde kazılardan çıkarılmış bazı eserler sergileniyor.
DSC_0472
Fotoğraf 10: Işık ve ambiyansla güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Tapınağın kuzeybatı  kısmında ise bir kadın büstü bulunuyor. Bu da demek oluyor ki tapınak adı gibi sadece Zeus’a değil; Kybele’ye de adanmış. Kadın büstü biçimli Akroter tapınağın önünde, buluntu yerine yakın bir yere konumlandırılmış. Durduğu açıdan muhteşem bir iki kare yakalanabiliyor.

DSC_0515
Fotoğraf 11: Tapınak adı gibi sadece Zeus’a değil; Kybele’ye de adanmış. Kadın büstü biçimli Akroter tapınağın önünde, buluntu yerine yakın bir yere konumlandırılmış. (Ayrıca Fotoğraf 1’e tekrar bakınız.)

Tapınak etrafında tam bir tur atıp bol bol fotoğraf çektikten sonra yine yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş bir diğer yapı olan Stadyum ve Tiyatro’ya geçiyoruz. Stadyum ve Tiyatro dedim; çünkü bu kombinasyon yeryüzünde ilk defa bu şekilde yanyana yapılmış!

Zeus Tapınağı’ndan kuzeye doğru ilerledikten 20-30 metre sonra sağa patika bir yol gidiyor. Bu yoldan Stadyum ve Tiyatro’ya ulaşabilirsiniz.

DSC_0543
Fotoğraf 12: Stadyum

Stadyum’un M.S. 600 de başlayıp M.S. 3. Yüzyıl’a kadar süren bir yapım süreci var; ki bize oldukça uzun bir süreç gibi geldi. Stadyum’un büyük bir bölümü ne yazık ki geçirdiği depremler sonrasında harabeye dönüşmüş durumda. Biraz dikkatlice bakıp hayalinizde stadyumu canlandırdığınızda yapının ortada genişlediği görülebiliyor. Sanıyorum Spartacus dizisinde örneklerini gördüğümüz gibi oldukça büyük ve gladyatörlerin savaştığı bir arenaymış burası.

DSC_0538
Fotoğraf 13: Stadyum’daki sanırım Gladyatörlerin giriş alanı.
DSC_0540
Fotoğraf:14 Stadyum depremlerden ve halktan oldukça zarar görmüş durumda. Acilen bakıma ihtiyacı var.

Stadyum’un tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlı. Duvarda aynı şekilde biraz hasar görmüş ama hala sapasağlam ayakta. Bu duvar aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplaması.

DSC_0550
Fotoğar 15: Tiyatro. O da Stadyum gibi depremlerden ve halktan nasibini almış durumda.
DSC_0547
Fotoğraf 16: Tiyatronun sahne kısmı vakt-i zamanında zengin mermerlere kaplıymış, fakat mermerler büyük depremler sonucu şu an sahnenin ortasına yıkıldıkları gibi kalmış.

Tiyatronun sahne kısmı vakt-i zamanında zengin mermerlere kaplıymış, fakat mermerler büyük depremler sonucu şu an sahnenin ortasına yıkıldıkları gibi kalmış. Tiyatro da Stadyum gibi oldukça hasar görmüş durumda fakat Stadyum’a göre biraz daha derli toplu bir görüntüsü var. Tarihi kaynaklara bakıldığında Stadyum’un 13500, tiyatronun ise 15000 kişilik olduğu görülmekte. Ancak burada belirtmek istediğim bir başka konu da var. Bugün Çavdarhisar şehrine baktığımızda her ne kadar nüfusu  7 bin kişi gibi görünse de; antik kente yakın yerleşim birimlerinde taş çatlasa 1-2 bin kişi yaşıyor. Bu kadar güzel bir coğrafyada, zamanında Romalılar bir kent kurup 15 bin kişilik tiyatrolar yaptıysa; nüfus da o zamanlar 120000’e ulaştıysa; demek ki buralarda var bir şeyler efendim. Zamanında bunca insan burada bir hiç için yaşamamıştır diye düşünüyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığı Efes’e yaptığı yatırımı şu kente yapsa; çok daha büyük bir turistik yöre edinebilir. Bunun şiddetle dikkate alınmasını rica ediyorum. Burası çok daha büyük yatırımları hak ediyor!

Tiyatro ve Stadyum’un hemen yanında yine yıkık dökük bir Roma  Hamamı bulunuyor. Bu hamam ile ilgili kazı çalışmalarının devam ettiğini söylemeliyim. Hamam’ın çok görülesi bir yanı yok bu yüzden siz de bizler gibi inip bir iki fotoğraf çekebilirsiniz.

Zeus Tapınağı, Stadyum, Tiyatro, Hamam derken kentin bir diğer önemliği özelliği olan bölümüne doğru yola çıkıyoruz. Zeus Tapınağı’nın güneybatısına doğru ilerdiğinizde çok fazla terkedilmiş köy evleri göreceksiniz. Bu evlerin terkedilmesinin tek bir nedeni var; depremler. Özellikle de 28 Mart 1970 yılında gerçekleşen, 7.6 büyüklüğündeki Gediz Depremi. O tarihlerden sonra çok fazla hasar gören evler ve yöreden korkan Çavdarhisar halkı buraları terketmiş.  Evler zaten antik kentle içiçe konumlanmış durumda. Aslında bu  evlerin restore edilip pansiyon yapılması lazım! Düşünsenize antik kentin içinde, Roma temalı eski Çavdarhisar konakları! Muhteşem olurdu muhteşem…

DSC_0596
Fotoğraf 17: Depremlerden büyük hasar görmüş ve tarihi eserlerin yanında terkedilmiş, harabe Çavdarhisar Evleri. (1)
DSC_0589
Fotoğraf 18: Depremlerden büyük hasar görmüş ve tarihi eserlerin yanında terkedilmiş, harabe Çavdarhisar Evleri. (2)
DSC_0489
Fotoğraf 19: Depremlerden büyük hasar görmüş ve tarihi eserlerin yanında terkedilmiş, harabe Çavdarhisar Evleri. (3)

Bir diğer önemli özelliği dedim; kentin simgelerinden biri de güneybatıda; Dünya’nın İlk Borsası! Evet yanlış okumadınız, dünyanın ilk borsası bu kentte! Gel Vatandaş Gel! Aizanoi’ye gel!

Borsa’ya doğru giderken bugüne kadar gelebilmiş 2. Roma Köprüsü’nden de geçiyorsunuz. Roma Köprüsü yanında ayrıca  yöre halkı tarafından ufak bir ahşap köprü de yapılmış. O kısımda güzel kareler yakalayabilirsiniz, dikkat!

DSC_0617
Fotoğraf 20: Arkamızda II. Roma Köprüsü, biz ise yöre halkının yaptığı tahta köprüdeyiz.

Günümüzden yaklaşık 1750 yıl önce inşa edilen Macellum’da hem borsa işlemleri yapılmış, hem Roma İmparatoru Dioeletianus’un enflasyonla mücadele amacıyla hazırladığı mal satış bedelleri taş bloklar üzerinde duyurulmuştur. Yapının duvarlarından birinde kanunlardan biri yazılı mesela. Bu kanunda; borsada toplanan malların fiyatları belirlenirken, bütün ürünlerin alabileceği en yüksek fiyat belirlenmiş. İmparator; 301 yılında enflasyonla mücadele için, ücret tespitleri yapmış. İmparator; pazarlarda satılan tüm malların satış fiyatlarını belirlemiş ve fiyat artışını, yani enflasyonu engellemiş. Örneğin; kuvvetli bir köle, 2 eşek fiyatına, bir at ise 3 köle fiyatına eşitlenmiş. Ayrıca Antik  dönemde, yapının hemen yanındaki 6-7 metre yüksekliğindeki kuleye çıkarak, diğer ürünlerin satılabileceği fiyatlar da belirleniyormuş. İşte Aizanoi, bu haliyle dünyadaki ilk borsa binalarından biri olma özelliğini taşıyor.

DSC_0599
Fotoğraf 21: Tarihin ilk borsası yıllara meydan okuyor.
DSC_0593
Fotoğraf 22: Antik dönemde, yapının hemen yanındaki 6-7 metre yüksekliğindeki kuleye çıkarak, diğer ürünlerin satılabileceği fiyatlar da belirleniyormuş. Bu kuleye hala çıkılabiliyor.

Borsanın etrafında iyice dolanıp, yanındaki 1940lı yıllarda yapılmış camiinin bahçesinden su içtikten sonra Macellum’un hemen yanındaki zar zor ayağa kaldırılmış, ortaya çıkarılmış bir caddeye geçiyoruz; Antik Sütunlu Cadde. Aslında burayı görünce biraz da depremlere şükrediyor insan çünkü belki de depremler olmasa burasını halk yok edecek; buradaki eserler ortaya çıkmayacaktı. Caddeyi incelediğiniz zaman aslında buranın daha uzun olabileceğini kestirebiliyorsunuz ama cadde harabe evler nedeniyle çok küçük bir alana sıkışmış durumda. Yine de görülmeye değer bir tarihi var.

DSC_0602
Fotoğraf 23: Sütunlu Cadde

1992 ila 1995 yılları arasında yapılan kazılar sonucunda; yuvarlak yapıyı kuzeydoğudan sınırlayan sütunlu galerilerle çevrili ve buluntulara göre M.S. 400’ncü yıllara tarihlenen bir cadde ortaya çıkarılmış. Sütun ve kiriş parçaları neredeyse bütünüyle ele geçtiğinden yapı yeniden ayağı kaldırılmış, ayağa kaldırılmada kullanılmayan mimari parçalar ise galerilerin arka duvarlarına yerleştirilmiş. Sütunlu caddenin her iki yanında malların satışa sunulduğu dükkanlar ve atölyöler yer almaktaymış. Bu arada belirtmekte fayda var; bu yapıyı ortaya çıkarmak için başta Artemis Tapınağı olmak üzere pek çok yapı ortadan kaldırılmış.

DSC_0603
Fotoğraf 24: Sütunlu Cadde harabe evler nedeniyle ufak bir alana sıkışmış durumda, ilgi bekliyor.
DSC_0606
Fotoğraf 25: Zengin süslemeleri ile dikkat çeken kuzeydoğu galerinin görkemli İon başlıkları ortadan kaldırılan Artemis Tapınağa’na aittir.

Biz son olarak Sütunlu Cadde ve Borsa’yı gezdikten sonra Kütahya’yı da gezmek üzere yolumuza devam ettik. Kütahya’yı ise ayrı bir yazıda anlatacağım ancak belirtmek istediğim bir kaç şey var; öncelikle şuna eminim ki bu kent çok çok daha fazlasını hakeden bir yer. Bir kere kent çoğu insan tarafından bilinmiyor. Yıllık 12.000 ziyaretçi sayısı gibi komik bir rakama sahip. Kentte sadece 1 Otel bulunuyor ve ev pansiyonculuğu yapılmıyor. Bu da kentin bir diğer handikapı. Kente ait yöresel bir lezzet ya da iyi yemekler yapan bir lokanta ne yazık ki yok. Dediğim gibi kentte harabe evler restore edilip; Anadolu ya da Roma İmparatorluğu temalarıyla güzel turistik tesisler yapılabilir, kenti ayağa kaldıracak gelir sağlanabilir.

DSC_0622
Fotoğraf 26: Evler onarılmayı bekliyor. Restore edilmiş; tarihin ilk borsasının karşısında, roma temalı bir pansiyona dönüştürülmüş bu evlerde kim kalmak istemez ki!

Ayrıca halkımız haricinde en başta Kültür ve Turizm Bakanlığı bu kente çok daha fazla ilgi göstermeli. Zeus Tapınağı haricinde diğer yerler hiç korunmuyor. Koskoca kent 1 kişiye emanet edilmiş. Özellikle tiyatro ve stadyum tamamen korunmasız durumda. Harabe durumda. Kim bilir neler çalınmıştır buralardan! Bir an önce korunmaya alınsın ve araştırmalar hız kazansın yoksa bu kentte bir çok kent gibi yok olup gidecek. Yazı içinde Efes’e yapılan yatırım dedim; bırakın Efes’i bir kenara; İzmir, Sığacık, Teos Antik Kenti’ne yapılan yatırım şuraya yapılsa o bile yeterli.

Neyse, dertlendim yine. Efendim biz gezdik gördük çok beğendik bu şehri. Ayrıca burayı her dersimizde ısrarla gezmemizi öneren ve bizi aydınlatan Prof. Dr. Yüksel Kocadoru’ya da bir teşekkürü borç bilirim. Gerçekten bambaşka tarih, bambaşka bir kent. Sizler de gezin görün.

DSC_0626
Fotoğraf 27: 2. Roma Köprüsü üzerinden çekilmiş bir kare. Sağ tarafta Çavdarhisar Kültür ve Sanat Müzesi bulunuyor. Çavdarhisar, fotoğrafçılar için eşi benzeri bulunmaz bir nimet.

Saygılar, sevgiler…

Kısa Kısa Aizanoi / Çavdarhisar:

Şehir Nüfusu: 2,333

Gezilmesi Gereken Yerler:

  • Zeus Tapınağı
  • Antik Stadyum ve Stadyum Şeref Anıtı / Madalyonlar
  • Antik Tiyatro
  • Roma Hamamı ve Mozaikli Hamam
  • Odeion
  • Roma Köprüleri
  • Dünyanın İlk Borsası (Macellum)
  • Sütunlu Cadde
  • Meter Steunene Kutsal Alanı
  • Antik Baraj

Ulaşım:

  • Özel Araç
  • Otobüs Taşımacılığı (Kütahya Çinigar’dan Çavdarhisar’a giden dolmuşlara binebilir, İzmir- Kütahya arasında sefer yapan Kütahyalılar ve Kütahya Astur otobüsleriyle Çavdarhisar önünde inilebilir.)
  • Tren (Kütahya Tren Garı’na Eskişehir’den Raybüslerle gelebilirsiniz. Ayrıca Karesi ve Mavi Tren’de Kütahya üzerinden geçmektedir.)

Ne yapılır?

  • Aizanoi Antik Kenti karış karış gezilir.
  • Antik Baraj’da piknik yapılabilir.
  • Çavdarhisar Köyü’nde bir kahveye oturabilir, köy halkı ile sohbet edilebilir.
  • Hacıkebir Çilek Tarlaları’ndan çilek toplanabilir.

Ne yenir?

Kütahya Yöresi’ne özgü yemekler Çavdarhisar’daki lokantalarda ve Kütahya Şehir Merkezi’nde yenebilir.

Nerede kalınır?

Anemon Hotel Çavdarhisar 

Adres:Cereller Mah. Başaran Ulusoy Sok. No:22 Çavdarhisar /KÜTAHYA
Telefon:+90 (274) 351 22 88

Çavdarhisar Rehber:

T.C. Çavdarhisar Kaymakamlığı

Çavdarhisar Belediyesi

Çavdarhisar Telefon Rehberi

Aizanoi Kent Rehberi (PDF)

Aizanoi Resmi Web Adresi

Aizanoi Antik Kenti’nde 360Derece Sanal Tur

Aizanoi Fotoğraf Albümü

Aizanoi Tanıtım Vidyosu

Gezilerimizi rehber olmadan yaptığım için yazımdaki tarihi bilgilerde Aizanoi ve Çavdarhisar Rehberi’nden yararlandığımı belirtirim. Aizanoi ya da Çavdarhisar ile ilgili gezi planlarınız ve ya yazılarınız için mertcankulavuz@gmail.com adresime yazabilirsiniz.

Seyahat etmeyi ve yazmayı; deneyimlerimi başka insanlarla paylaşmayı seviyorum. Yaptığım her gezi ve yazdığım her yazı bilinmeyen soruların ve tutkulu deneyimlerin bir parçası.

6 Yorum

  • kulavuzd

    Ablacim sagolasin bilgilendik aydinlandik sayende, gezmis gormus kadar olduk bu hic bilmedigimiz kenti. Sana bi onerim olucak, oneriyi begenirsin, begenmezsin, sana uyar uymaz, blogunu bozar bozmaz bilemem, ama denemeye calis bakalim hosuna gidicekmi. Bu gezi yazilarini yazarken, en azindan bazilarini belki, bi-iki dene, ansiklopedik bi gezi rehberi gibi degil de, yani 3. sahis uzerinden, ya da edilgen catili fiiller kullanarak degil de, kendin uzerinden anlat bize bikac yeri. Ve kendi gozlem, deneyim ve hislerini daha kendi dilinden anlat. Neler hissettirdi sana bu yerler, nasil gittin nasil dondun? Yani seni ne bakimdan degistirdi buralar? Harabe evlerden birine girdin mi? Ne hissettin? Neden buraya gittin? Nasil dustu aklina? keyiflI gecen yolculukta ne oldu? Yani oranin hikayesini tarihini anlatirken, orayla olan senin hikayeni de harmanla yazinin icine. Belki evet boyle seviyor okurlarin blogunu, belki o yuzden boyle yazmayi tercih ediyorsun, ama bi fikir sadece benimkisi, bu ve birkac son yazini okurken aklima geldi, belki denemek istersin diye dusundum. Kendi hikayeni yazinin icine harmanladiginda, belki en siradan bir yeri bile cok ilginc, gezilesi gorulesi bi yer olarak sunabilirsin okurlarina.

    • kulavuzm

      Tamamdır dikkate alıcam bu önerileri. Yalnız bu yazıda özellikle buram buram tarihinden bahsetmek istedim çünkü burası çok bilinmeyen bir yer ve önemli de bir tarihi var. Kimse bahsetmiyor, ziyaret etmiyor, resmen terkedilmiş, yok olmak üzere. Ancak bazen bu tarih bahsetme olaylarını da bazı yazılarımı geç yazdığımda, herşey hatırımda kalmayınca, kaçış olarak kullanıyorum. 🙂 Not almayı sevmiyorum, hemen de sıcağı sıcağına yazmayınca bakıyorum unutmuşum dayıyorum tarihini dayıyorum tarihini. Bende seviyorum ya tarih yazmayı ama bazen abarttığımın da farkındayım. Dur bakalım bundan sonra ki bir kaç yazıda bu önerileri dikkate alacağım 🙂

  • halit özcan

    Sn ,Dolu gezenin dolu kalfası.Çok gerçekçi ve ustaca bir anlatımla Aizanoi kentini ifade
    etmişsiniz. Anlatı ve görselleri keyifle izledim. Aizanoi /Çavdarhisar için bilinmeyen bazı
    hususların ^ Aizanoi blogspot.com ve Çavdarhisar blogspot.com . Sitelernide yer aldığını
    belirtir , Çavdarhisarlılar adına teşekkür eder ,başarılar dilerim..

    • Mertcan Kulavuz

      Bu ilginç ve dikkat çekici bir durum aslında. Bunun gibi pek çok tarihi ve korunması gereken alanlarda betonlaşma var. Örneğin tarihi sütunlu caddeye köy evleri dikmişler 🙂 Ama bu oradaki halkın suçu değil; onları bilgilendirmeyen ve Aizanoi antik kentini yeteri kadar koruyamayan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın suçu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*